Anneler Günü: Mutlu Sonla Biten Bir Masalınız Olsa…

Anneler Günü yine yaklaşıyor. Ne mutlu bana ki iki evladım var anneler gününü kutlayacak. Ama ne yazık ki benim bu özel gününü kutlayacağım bir annem yok… en azından fiziksel olarak.

Kayra bir yaşındayken annemin kanser olduğunu öğrendik. Mide kanseri. İlk bulgulara göre daha başındaydı ve hemen ameliyat etmek istediler. Biz de apar topar soktuk ameliyata. O kadar basit görünüyordu ki, ameliyat sırasında birşeyler yemeye gittik. Daha 15. dakikada bir telefon geldi, hemen hastaneye gelmemizi istiyorlardı. Trafikten bunalıp babamın arabadan inip koştuğunu hatırlıyorum. Ne yazık ki kanser annemin içini sarmış, mideye bile dokunamadan kapatacaklarını söylediler. Biz anneme ne söyleyeceğimizin hesabını yaparken bir yandan da ağlamamaya çalışıyorduk çünkü şişmiş gözlerle bizi görmesini istemiyorduk.

Sonuç olarak anneme yalan söylemeye karar verdik. Midesinin bir kısmının alındığını ve kemoterapi göreceğini söyledik. Hayatımın en korkunç 6 ayı böylece başlamış oldu. Ben böyle ölümcül bir hastalığa yakalansam gerçeği bilmek ister miydim sorusunun cevabını hala bilemiyorum. Belki bildiğinizi düşünüyor olabilirsiniz ama çok da emin olmayın. Öleceğini bilerek o kadar acıya katlanabilir mi insan veya 6 ay her sabah, her akşam, her gözünü açtığında her gülümsediğinde öleceğini düşünerek sevdiklerinin yüzüne bakmak, torununa gelecek sene bir daha sarılamayacağını bilerek başını okşamak sizi ne hale getirirdi düşünmek bile istemiyor insan. Yine de bilmek isteyen de çıkar eminim, biz bu kararı ona bırakmadık ve bunun yükünü de ömür boyu çekeceğiz sanırım.

Sevdiğini ölümün pençesinden koparmaya çalışan her aile gibi biz de kemoterapi sırasında gösterdiği bir tık iyileşmeyi öylesine coşkuyla kucakladık ki, düzelmeye başladığına inandık. Şaka gibi ama gerçek, hatta ben çalışmaya başladım. Düzelecekti ya annem. Sabırla birlikte çay içip kurabiye yiyeceğimiz günleri bekliyordum ama o günler hiç gelmedi. Bir gün annem telefonda bana ‘Kızım, ben abini doğurduktan sonra işi bıraktım çünkü her anında onun yanında olmak istedim. Sen akıllı bir kızsın, sevgi dolusun. Bunu bir düşün istersen’ dedi. Hiç düşünmeden ‘O senin seçimindi, ben bunu tercih ediyorum, ben sen değilim’ dedim fütursuzca. Belki Kayra’yı bakıcıyla büyüttüğüm için hiç pişman olmadım ama o 6 ayı geri verseler iş için annemi asla yalnız bırakmazdım. Bilemedim, bilemezdim. Çünkü masalların hep mutlu sona ereceğine dair inancım vardı.. yanılmışım.

Annem iyiye gidiyor diye keyfimiz yerindeyken bir gün bir rüya gördüm. Cehennem gibi bir rüya, yaşayacağımız korkunç bir olayın yansımasını görmüşüm meğer. Diri diri midesine stent takmaya çalıştılar annemin, hiç sesi çıkmadı ama çektiği azabı ailecek birlikte karşıladık tıpkı rüyamdaki gibi. O günden beri rüyalarım kabusum oldu çünkü Allah’ın bana ne yazık ki bahşettiği kötü bir hediye gibi bu rüyalar, kötüleri önceden haber alan ama engelleme şansı olmayan bir insan oldum.

Son bir hafta kimsenin ömür boyu hafızasından atamayacağı türlü korkunç manzaralarla annemi ahirete yolculadık, yine ailece. Yanında ölümünü beklerken sessizce ağladığımı hissedip ‘ağlama’ derdi ve ben tıpkı bu satırları yazarken farketmeden yaptığım gibi içime gömmeye çalışırdım hıçkırıklarımı. Önce onu üzmemek için sonrasında ise evladımı, eşimi vs.

Güçlü olmak sanki derimin üzerine sıvanmış bir dövme gibi, artık istemesem bile üzerinden atmak çok zor. Ama insan bazen güçsüz olmanın da keyfini yaşamak istiyor. Mantığının sesini dinlemeden sadece öyle olmasını istediğin için birşeyi yapabilmek ne büyük lüks biliyor musunuz? İşte ben hiçbir zaman bu lükse sahip olamadım. Koç burcu deformasyonuJ

Anneler Günü yine yaklaşıyor. Annenize çok mu kızıyorsunuz, anlaşamıyor musunuz, sizi iğneliyor mu, ayrı dünyaların insanımızınız? Olabilir. Sadece ona sahip olduğunuz için bile her gün şükretmenize değer. Elinize aldığınız o bir demet çiçeği mezarına bırakmaktan çok daha iyidir her gün tartışsanız da bir annenizin olması.

O zaman bu anneler gününde ne yapıyoruz?

Vakit kaybetmiyoruz.

Hemen şimdi bir mektup yazıyoruz annemize.

Ona onu ne kadar sevdiğimizi söylüyoruz.

Ve özür diliyoruz kaybettikleriniz ya da yaşayamadıklarınız için.

Sonra ona sıkıca sarılıyoruz.

Herkes kendi masalının kahramanıdır. Kaleme müdahil olduğunuzda, keşkeleriniz olmadığında, masal sona erdiğinde ‘şükür’ diyebiliyor olabilirsiniz. Bu da benim size verebileceğim tek anneler günü hediyesi, umarım herkes kendine alması gerekeni alır ve masallar mutlu sonla biter.

 

Sevgilerimle

Leave A Reply

Navigate