Ben Bir Külüstürüm!

kulustur

Ne yazık ki ben bir külüstürüm! Kemiklerim doğuştan bozuk, hepsinde ayrı bir hastalık var. Kafamı çevirsem boynum tutuluyor, bez sıksam tetikçi parmak sendromu azıyor, top oynasam golfçü kolum arıza veriyor:) İnanın bu bel, omurga, ayak böyle gidiyor. Bendekiler zaten bir sülaleye yeterken ailemdekiler, etraf, eş, dost derken o kadar çok hastalık ve tedavi konusuyla uğraşmam gerekti ki bayağı donanımlıyım diyebilirim..

Resimdeki arkadaşın kemik ve kaslarının yarısı bende olsa ya:) diyeceğim ütopik olacak:)

İşin esprisi bir yana, her zaman şunu söylüyorum, insan önce biraz kendi doktoru olacak. Bu kafanıza göre iş yapın, doktorunuzu dinlemeyin demek değil, amman diyeyim! Sadece gözlemci olun, okuyun, araştırın ve takip edin. Acil olmayan durumlarda hemen ameliyat olmayın mesela, birkaç farklı görüş alın veya iğnelere dikkat edin. Benim başımdan dirseğime yapılan bir iğne yüzünden öyle absürt olaylar geçti ki yıllarca bir kolum hilkat garibesi gibi dolaştım.

Bu konu başlığı altında yazdıklarım tamamen benim ve ailemin başından geçenler ve sadece bizim durumumuza özel alınan tedbirler ve tedavilerle ilgilidir. Sizlere feyz olsun, benzer durumlarda neler yapabileceğinize dair fikir verebileyim diye.

Mottomuz: Gözlemci ol, doktora git ve takip et!

 

Gribin sülalesinden nefret ediyorum

Kış aylarında tüm çocuklu ailelerin gündemindeki en büyük konu herhalde grip ve beraberinde getirdikleri türlü hastalıklar. Biz her türlüsünü yaşayarak taçlandık diyebiliriz. Tanem yaklaşık 1 ay burun akıntısı ile mücadele ettikten sonra öksürmeye başladı, doktora götürdüğümde bronşit olmuş dedi. Verdiler antibiyotikleri, 3 gün sonra göğsündeki cızırtılar da arttı, ateş de çıkmaya başladı. Nasıl olur demeyin, antibiyotik de versen kar etmiyor bu virüslere. Meğer bizimki bronşit iken bir de grip olmuş, muhtemelen H3n2. Ve bu virüse o antibiyotik kar etmiyor. Dolayısı ile acilde bulduk kendimizi. Ateş oldu kırk, bir türlü düşüremiyorlar, banyolar ve ilaçlar kar etmiyor. Bizim zorumuzla damar yolu açılıp serumla düşürüldü ateşi çocuğun ve işin komiği bu durum acile girmiyormuş, ne komik değil mi? Çocuk havale geçirse acil olmayacak yani. Güya acil hizmeti konusunda devlet bir düzenleme yapmıştı ama bize söyledikleri hastanın durumunun aciliyetine doktor karar veriyormuş ve biz o halde acillik değilmişiz. O kadar çok böyle hasta varmış ki ateş düşürücüyü verip gönderdikleri. Pes diyorum başka da bir şey diyemiyorum. Tek anladığım, acilde sizden para alınmaması için ölmeniz veya saygıdan gömülmüyor olmanız gerektiği:)

Tabi evde iki çocuk olduğu ve birbirilerine iyi ve kötü tüm alışkanlıklarını geçirdikleri üzere virüslerini de paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorlar. Peşine oğlan da hastalandı, onu tedavi ettik, aaa beni niye ayırsınlar, bana da gönderdiler virüslerini. Tam 15 gün boğaz ağrısı ve öksürükle mücadele ettim. Ama çok mutluyum, ilaç almadım, acılarımla baş başa geçirdiğim 15 günün sonucunda da zafer benim oldu:)

Öğrendiğim önemli bir şey oldu yalnız. O kadar nefret etmiştim ki ilaçlardan doktora gitmeme rağmen, sabredeceğimi ve bana ilaç vermemesini istediğimi söyledim. Adamcağız da hayret ve takdirle baktı yüzüme. Yalnız dedi, antibiyotiğe karşı gösterdiğiniz tutumla diğer ateş düşürücü ve rahatlatıcı ilaçlara yaklaşımınız aynı olmamalı. Sonuçta bu ilaçlar zaten tedaviye yönelik değil, sizin bu durumla verdiğiniz savaşta ağrılarınızı alıp vücudunuzun daha kolay savaşmasını sağlayan yani direncinizi artıran ilaçlar bunlar. O yüzden 3 gün kullandım bu ilaçları ve gerçekten toparlandım sonunda.

Gribal durumların dışında en basitinden boğaz enfeksiyonları gibi antibiyotiğin de gerekli olduğu durumlar var elbette. Bu durumlarda tedaviye geç kaldığı için neredeyse hayatını kaybetme noktasına gelen bir arkadaşım oldu. O yüzden ‘ölsem antibiyotik içmem de içirmem de’ demeyin, Allah korusun dediğiniz gerçekleşebilir. Ez cümle mutlaka doktorunuzu dinleyin.

Ön yargı kötü, bilmemek ayıp değil, öğrenince paylaşmak güzellll:)

 

Leave A Reply

Navigate