annelik

8 Posts Back Home

Evet Delisin Çünkü İçinden İnsan Çıktı!

Vallahi başlığı atarken aydım. Uzaylı filmlerine şok içinde bakarız ya, yaratığın içinden bir yaratık daha çıkıyor, vaayyyy büyük olay. Yahu bilmem kaç yüz bin yıldır biz yapıyoruz bu işi. Bildiğin insan çıkartıyoruz içimizden. Biz adına doğum, dünyaya bebek getirmek deyip basitleştiriyoruz olayı ama ‘insandan insan çıkartma’ deyince hem havalı oluyor hem de işin mahiyeti büyüyor. İşin esprisi bir yana, çocuk sahibi olduğunuz an dünya başka bir türlü dönmeye başlar. Etrafınızdaki insanlar adeta evrim geçirir de onları ilk defa gerçekten tanıdığınızı hissedersiniz. Daha önce sevdiklerinize gıcık, bazı sinir olduklarınıza ise sempati duymaya başlarsınız. Ne oluyor yahu, hepiniz kafayı mı yediniz? Yooo!! Uyan, değişen sensin kızım!!! Ama bunu ancak 1-2 sene sonra anlayabileceksin. Biri seni uyarsa bile bu zaman zarfında algıların hormonların tarafından kuşatıldığı için çok sağlıklı düşünemeyebilirsin. Özellikle ilk bebeğini dünyaya getiren anneler için bu durum daha da geçerli sanırım. Örneğin ilk bebeğim olduğunda yaklaşık 10 kişiye kafa atmak, 5 kişiyi…

ANNELER VE ANNE ADAYLARI! GELECEKTEKİ SİZE MEKTUP GÖNDERMEYE HAZIR MISINIZ?

Arçelik’in gözünde tüm anneler kraliçedir. Anneler günü’nüz kutlu olsun! Anneler ve anne adayları! Gelecekteki size mektup göndermeye hazır mısınız? Bu sayfadan gelecekteki bir güne mektup yazın, hem bugünden geleceği düşünmek için kendinize zaman ayırın hem de kendinize gelecekten bakma imkanı yaratın. “Anneyim” ya da “Anne olacağım” butonlarından birine basın. Mektubu doldurun. Gelecekte bir tarih belirleyin. Size o tarihte kendinize yazığını mektubu gönderelim. İnsanın düşünceleri her gün değişiyor. Hele ki anne olmak insana bambaşka bir duygu kazandırıyor. Bu mektubu göndererek bugünkü hislerinizi gelecekte de hatırlamak ve geçmişteki hislerinizle o günkü hislerinizi karşılaştırma fırsatı bulacaksınız. Bir boomads advertorial içeriğidir.

Anneler Günü: Mutlu Sonla Biten Bir Masalınız Olsa…

Anneler Günü yine yaklaşıyor. Ne mutlu bana ki iki evladım var anneler gününü kutlayacak. Ama ne yazık ki benim bu özel gününü kutlayacağım bir annem yok… en azından fiziksel olarak. Kayra bir yaşındayken annemin kanser olduğunu öğrendik. Mide kanseri. İlk bulgulara göre daha başındaydı ve hemen ameliyat etmek istediler. Biz de apar topar soktuk ameliyata. O kadar basit görünüyordu ki, ameliyat sırasında birşeyler yemeye gittik. Daha 15. dakikada bir telefon geldi, hemen hastaneye gelmemizi istiyorlardı. Trafikten bunalıp babamın arabadan inip koştuğunu hatırlıyorum. Ne yazık ki kanser annemin içini sarmış, mideye bile dokunamadan kapatacaklarını söylediler. Biz anneme ne söyleyeceğimizin hesabını yaparken bir yandan da ağlamamaya çalışıyorduk çünkü şişmiş gözlerle bizi görmesini istemiyorduk. Sonuç olarak anneme yalan söylemeye karar verdik. Midesinin bir kısmının alındığını ve kemoterapi göreceğini söyledik. Hayatımın en korkunç 6 ayı böylece başlamış oldu. Ben böyle ölümcül bir hastalığa yakalansam gerçeği bilmek ister miydim sorusunun cevabını hala bilemiyorum. Belki bildiğinizi…

CENNETE BİLET TEK GİDİŞ AÇIK

Sevgili anneler, cennete bodoslama girme hakkımızın olduğunu eminim hepiniz biliyorsunuzdur. Evet evet tek gidiş açık. Şimdi arkadaşlar, biz bu hakkı elde etmek için az şey yapmıyoruz değil mi? Önce bu konuya bir açıklık getirelim. Kimisine göre kötü, kimisine göre idare eder, kimisine göre ise kabus bir hamilelik dönemi geçiriyoruz. Misal bendeniz klasik mide olaylarının yanı sıra bir de ayağımı kırınca Sürahi Nine’nin hidrojen gazı ile şişirilmiş hali gibi olmuştum:) Az da değil, tüm alışkanlıklarınızdan vazgeçtiğiniz, içtiğiniz meyve suyundan, çıktığınız güneşe, yaptığınız egzersize kadar vs. her şeye dikkat ettiğiniz bir 9 ay geçiriyorsunuz. Sonra doğum zamanı geliyor. Allahım onun zaten polemikleri yeter insana ya da öyle zannedilir. Sezaryen mi normal mi, normal epidural mi, anormal elimin tersi mi falan filan.. Kararlar verilir, kararlara alışılır ve doğum anı gelir. Kocasına vasiyet bırakanlar, küs olan kaynanası ile barışıp helalleşenler veya borçlarını ödeyenler olur, zannedersiniz doğuma değil öbür tarafa hazırlanıyor. Nasılsa cennete bilet var ya…

Kendime Mektup

Birine derdini anlatamıyorsan mektup yaz derim her zaman. O seni bölmeden, sen hiç beklemediğin bir soruyla karşılaşıp afallamadan, düzgünce ve rahat rahat içini anlatabilirsin böylece. Bunun bir de içine iç dökme tarzı var ki bunu ben kendime yıllar önce yapmışım, kendime mektup yazmışım. İşin güzel tarafı düşünüp içinden çıkamadığım ne varsa çözmüşüm ve tam da yapmam gerektiği gibi, olması gerektiği gibi. Bu da içine düştüğümüz karmaşalarda en büyük yardımcımızın aslında iç sesimiz olduğunu gösteriyor. Kendinizi dinleyin arkadaşlar. Hani sınav sorularında çoğunlukta cevap aklınıza ilk gelendir derler ya, tıpkı bunun gibi. Aklına ilk düşene bak, iç sesini dinle, o sana yol gösterecektir. Sevgilerimle. 20.09.2010 Motive olamıyorum. Neye mi? Hiçbir şeye desem…  Ne yapmak istediğini bilmemek var ya, en kötüsü bu işte. Herhalde yıllarca çalışıp arada da anne olan benim gibi hanımların sık sık yaşadığı bir sendromdur diye düşünüyorum. Bak bak tıkandım, yazmaya bile motive olamıyorum. Evet biraz moladan sonra yazma isteği…

Madalyalık Meme Verme Olayı

İkinci hamileliğimin ilk 6 ayı fena değildi aslında, sadece problemleri Polyanna usulü geriye itemediğim, alışık olmadığım için de bünyemin tüm bu sorunları kaldıramadığı bir süreçti. Ama bir yandan da top gibi yuvarlana yuvarlana her yere girip çıktığım, gezdiğim, eğlendiğim birçok günüm de oldu. Oğlum 1. Sınıfa başlamıştı, okul evimin tam arkasında olduğu için yürüyerek gidip alabiliyordum oğlanı. Hamileliğimin 7.5 ayında yine birgün oğlumu okuldan almaya giderken, spor ayakkabı ile ayağımı burktum. Ayak öyle bir döndü ki hem bilek kemiğimin bir parçasını kırdım hem de bağlarımı kopardım. İşin komiği ayağım hiç şişmediği ve morarmadığı için etrafımdaki herkes geçer dedi taa ki doktorum bir hafta geçmesine rağmen topalladığımı görene kadar.. Sonuçta hamileliğin en ağır dönemini koltuk değneğiyle geçirdim. Ama inanın bebeği emzirmek acıların en büyüğüydü. Bu yüzden meme veren tüm kadınları kardeşim sayıyor, onların acılarını paylaşıyorum. İlk günler yarıklar ve çatlaklar yüzünden korkar olmuştum meme saatinin gelmesinden. Hemen silikon aldım faydası olur…

Acı Çekme Sanatı

Eskiden başladığım bir kitabı bitirmediğim hiç olmazdı, şimdi ise elimde 7 ayrı kitap var, her biri yarım yarım bana göz kırpıyor. Sonra baktım ki başladığım romanı da yarım bırakmışım, bir ara çocuklara İngilizce ders veriyordum onu da bir kenara bırakmışım hatta spora bir dünya para vermeme rağmen bir gidiyorum bir vazgeçiyorum. Nasıl bir koç burcuyum ben!!! Sanırım 30’dan sonra yükselen burcuma geçiş yaptım, ya kovayım ya balık o da net değil. Allahım korkuyorum, daha olay olmadan en kötüsünü düşünüp sanki olmuşçasına karalar da bağlayacaksam (balık burcu misali) direk vurun beni, kendime tahammül edemem valla:) Yok! Bu yarımlar başka bir açlığın habercisi bence. Arıyorum, tam bulamadım ama bulunca mutlaka haber vereceğim. Şimdilik yarımlarımla mutlu olmaya çalışmalıyım galiba. Hem zaten insan neden kendini hep zorlar ki? Gitmiyorsa bırakmayı bileceksin, kendine bir müsaade et değil mi? Hayat o kadar zor ki. Misal benim hayatıma bir bakalım. Oğlum daha bir buçuk yaşındayken annemi kaybettim.…

Navigate