Hadi hayırlısı diyelim…

İnsanın içini dışına aktarmayı çok sevdiği bir çağ yaşıyoruz. ‘Kendime saklayayım’ düşüncesi yerle bir oldu, neyse ki hiçbir zaman içimdekini tutan bir insan olmadım. Ağzım konuşmasa gözlerim, dudaklarım, bedenimde ne varsa dile gelir… şayet bir şey söylemek istersem.

Bu kendini ifade etme tutkusu okuduğum okula, işime ve çocuklarıma da yansımış aslında. Boğaziçi Üniversitesi’nde çimlik alanlarda herkes gününü gün ederken ben en zorlu bölüm olan felsefeyle mücadele ediyordum misal. Ortaya ne çıktı derseniz, hayat görüşü, vizyonu ve tüm evrene bakış açısı olgunlaşmış ama felsefenin daha yarısını algılayamamış buçuk bir feylesof:) Okul bittiği gibi kendimi bir halkla ilişkiler ajansında buldum, o gün bugündür iletişim denen dikenli mesleğin her türlü kademesini tırnaklarımla kazıyarak bugünlere geldim, artık kendi ajansımda kendi işlerimi yaparak özgürce yaşıyorum (bu ayrı bir macera).

İki evladım var benim, bu kelimeyi seviyorum, onlar için hissettiklerimi en iyi ifade eden kelime ‘evlat’ olsa gerek. Onları dünyaya getirmem o kadar olaylı oldu ki, hangisini anlatsam bilemiyorum. Ama konuya dönecek olursak bu bol çene Seda’nın çocukları da iletişimi oldukça kuvvetli çocuklar oldu. Oğlum Kayra, 1,5 yaşında tüm harfleri biliyordu, her ikisi de kendi kendine okuma ve yazmayı daha 5 yaşlarında öğrenmişlerdi ve ‘bu konuyu konuşayak çözebiliysiniz’ diyen minik dilleri vardı:) Arkadaşımın dediği gibi ‘Tanem (kızım) evlenirken çeyizine iki kulak tıpası koyarız, damat rahat eder:)’. Şu an Tanem 6, Kayra 13 yaşında, biri birinci sınıf kabusu ile uğraşırken diğeri TEOG illetine hazırlanmaya başladı, Allah hepimize yardım etsin.

Bir de ikizlerim var, onlar belki benim değil ama elime doğdular yani gerçekten elime doğdular, annelerinden önce gördüm onları. Epidüral sezaryenle doğumunu gerçekleştiren görümcemin yanında bir ben bir de eşi vardı ve annelerinin karnından çıktıkları gibi biz karşıladık onları. Hayatımda en unutamayacağım deneyimlerden biriydi sanırım ve aramızda kurulan bağ da o derece kuvvetli elbette. Şu an 1,5 yaşlarındalar ve tekrar çocuk büyütüyoruz diyebilirim çünkü bu muhteşem ikili bir alt katımda yaşıyor ve ben onların her anına eşlik edebiliyorum.

Neden bu bloğu açtığıma gelecek olursak.. Ben herkesin dünyaya gelmesinin bir amacı olduğuna inananlardanım. Pek çok kişi buna inanıyor olabilir zaten, benim tek farkım ise bu amacı bildiğime inanıyor olmam. Hiçbir konuda mükemmel olmayabilirim, mükemmel eş, mükemmel anne, mükemmel çalışan/iş sahibi, mükemmel bir dost ama şuna inanıyorum ki ben mükemmel olmayan mükemmel bir dinleyiciyim. Üstelik çene bol olduğu için dinlemekle kalmayıp yardım etmek için bolca da konuşabiliyorum:) Hayatına değdiğim insanlara bir şekilde faydamın dokunduğuna inanmak beni mutlu ediyor, umarım bugüne kadar değdiklerim ve bundan sonra da değeceklerim benimle aynı kanıda olurlar.

Bu blogda anneliğin ne demek olduğunu, nasıl iyi bir anne olunduğunu, arkadaşlığın erdemlerini veya iyi bir eş olmanın altın kurallarını yazmaya niyetim yok iddiam da yok, zaten olanlara da ayrı bir gıcığım var. Ama ilişkiler üzerine pek çok hikaye ve yaşadıklarım üzerine anlatacak bir sürü tiraji komik olaylar paylaşmaya niyetliyim.

Hadi hayırlısı diyelim:)

Leave A Reply

Navigate