İlişkiler

CENNETE BİLET TEK GİDİŞ AÇIK

Sevgili anneler, cennete bodoslama girme hakkımızın olduğunu eminim hepiniz biliyorsunuzdur. Evet evet tek gidiş açık. Şimdi arkadaşlar, biz bu hakkı elde etmek için az şey yapmıyoruz değil mi? Önce bu konuya bir açıklık getirelim. Kimisine göre kötü, kimisine göre idare eder, kimisine göre ise kabus bir hamilelik dönemi geçiriyoruz. Misal bendeniz klasik mide olaylarının yanı sıra bir de ayağımı kırınca Sürahi Nine’nin hidrojen gazı ile şişirilmiş hali gibi olmuştum:) Az da değil, tüm alışkanlıklarınızdan vazgeçtiğiniz, içtiğiniz meyve suyundan, çıktığınız güneşe, yaptığınız egzersize kadar vs. her şeye dikkat ettiğiniz bir 9 ay geçiriyorsunuz. Sonra doğum zamanı geliyor. Allahım onun zaten polemikleri yeter insana ya da öyle zannedilir. Sezaryen mi normal mi, normal epidural mi, anormal elimin tersi mi falan filan.. Kararlar verilir, kararlara alışılır ve doğum anı gelir. Kocasına vasiyet bırakanlar, küs olan kaynanası ile barışıp helalleşenler veya borçlarını ödeyenler olur, zannedersiniz doğuma değil öbür tarafa hazırlanıyor. Nasılsa cennete bilet var ya…

Asıl olan mutlu olmak ise bunun adı aşk olsa ne olur…

Neden insan hep zor olanı, imkansızı veya olmasa çok daha iyi olanı ister? İlle de o demenin manasızlığını görse de neden görmek istemez? Bu mazoşistlik nereden gelir anlamak mümkün mü? Elbette mümkün ama biraz daha gençlik yıllarında kalmalı diye düşünüyorum. 30 yaşını devirmiş bir kadın veya erkek artık yere ayakları daha sağlam basan kararlar vermeli diyor insan ama ne yazık ki kalp ile beyin aynı doğrultuda çalışmıyor. Bir alet olsa da sevdiklerimizin yanlış seçimlerinin onları nereye götüreceğini onlara gösterebilsek. Ama göstermek yetmez, o vakit nasıl hissedeceklerini de onlara aynen hissettirebilmek lazım. İnsan bazen bir noktaya kilitlenebiliyor, örneğin evliliğe. İlle de bu olsun, ille de bununla evlilik olsun diyor. Sorunları görüyor, dünya engel var önlerinde, üstüne üstlük karşındakinin hiçbir çabası yok engelleri aşmak için. Belki evlenirsin de güzelim sonrası ne olacak? İşte insan burada durup düşünmeli. Bu durumu neye benzetiyorum biliyor musunuz? Doğuma az kalmış arkadaşlar bilirler. Hamile kadın son aylarında…

Kadın Ne mi İster?

Sanıyorum kadın basitçe anlaşılmak ister . Sanki kolaymış gibi:) En azından çaba ister, çabanın sarf edildiğini görmek bile yeterlidir bazen. Bunun için de iletişebilmek lazım ya, işte o hiç de kolay değil. A dediğinin Z anlaşıldığı bir hayat yaşıyoruz son zamanlarda. Sadece kadın erkek ilişkilerinde değil, hem cinsler arasında da aynı şeyler yaşanıyor. Birbirimize tahammülümüzün kalmadığı bir dünyadayız artık, kutuplaşmanın en üst seviyelerde olduğu.. Yaşlılara saygı ve sevginin en büyük değerlerimizden biri olduğunu söylerdik ya o bile kalmadı. Geçen gün babam otobüse binmek üzere durağa gittiğinde peş peşe iki otobüs olduğunu ve ikisinin de kapısının açık olduğunu görünce önde duran otobüs şoförüne sıradakinin bu otobüs mü olduğunu sormuş. Şoför gayet tatsız bir tonla ‘görmüyor musun işte’ deyince babam da emin olamadığını söyleyip açık kapıdan içeri girmiş. İçeri adımını atıp giren 81 yaşındaki babama şoför yine son derece ters bir sesle ‘Zaten siz bizi hiç sevmezsiniz. Selam bile vermedin’ demiş. Babam…

Kolaysa Boşan!

Etrafınızda kaç tane eşiyle yaşadığı hayattan mutlu bay veya bayan var biliyor musunuz? Komik ama çok az. Boşanma noktasında olan ama dışardan bakıldığında canımlı cicimli konuşanlar, başkaları yanında eşini aşağılamaktan zevk alanlar, hatta birbirlerine rol yapanlar bile var. Bir de eşlerini seven ama pek çok noktada ayrı düşen, birbirini kıran ve aşktan sevgiye dönüşme sürecinde duygularını kaybedenler var. Hiçbiri eşinden ayrılmayı gerçekten düşünemez ama. Ayrılamayışın kadınlar ve erkekler açısından bakıldığında hiçbir benzerlik göstermediğini görüyoruz. Maddi olarak eş seviyede olan bir erkek ve kadının evlilik bitirme potansiyeline baktığımızda kadınların daha kolay ayrılabildiklerini düşünüyorum. Çünkü kadın kendini idare edebilecek ve hayatını yeniden kurabilecek güce sahiptir. Bir erkek eşinden ayrılırken kurulu düzeninden, yani önüne hazır gelen yemekten, katlanan çamaşırlarından, bakılan çocuklardan vs de vazgeçmiş oluyorken kadın tüm bunları zaten yaptığı için bu düzen kaygısı çok da korkutmuyor gözünü. Bir kadının ayrılması ile ilgili sebepler çokça parametrenin bir araya gelmesiyle oluşabilecekken erkeklerinki temel bir…

Kardeşliğe Dair…

İnsanın hayatında en büyük hazinelerinden biridir kardeş sahibi olması. Bazıları 10 tane kardeşin olacağına bir tane dostun olsun yeter diyebilirler ama yok yahu öyle demeyin. Canınızın bir parçasıdır kardeşiniz, kimse çekmez nazınızı onun çektiği kadar, kimse bilmez çocukken yaşadıklarınızı, birbiriniz için masumca yaptıklarınızı, döktüğünüz gözyaşlarını, kimse bilmez onun sizi nasıl teselli ettiğini. Sadece siz bilirsiniz ve bazen masumiyetinize dair unuttuğunuz tüm anılar, bakışlarınız bir anlık buluştuğunda içinize düşer ve hatırlatır o saf sevgiyi. Benim bir ağabeyim var. Herkese nasip olmayan şahane bir çocukluğumuz oldu onunla. Sakin görüntüsü ardında çok muzip, komik ve eğlenceli bir karakteri vardı onun. Ve bir o kadar da korumacı.. Bazen bu tarafı can sıkıcı da olurdu ama yine de hakkını yiyemem, bir gün bile kıskanmamıştır beni, neticede ben doğduğumda henüz 3.5 yaşındaymış. Birlikte yaptığımız yaramazlıkların sonucunda azarı işiten hep ben olsam da hiç vazgeçmedik kudurmaktan ve annemin önünde beni korumak için siper oluşunu da hiç unutmadım.…

Dostum Var Diyen Parmak Kaldırsın!

Dostum dediğiniz hanımlar gerçekten ne kadar dostunuz? Dostluk kötü günde mi belli olur sizce? Ben fikrimi söyleyeyim ki dostluk iyi günde belli olur arkadaşlar. Karşındakinin derdinden beslenen ne kadar çok kadın var farkında mısınız? Durun bu işi biraz genişletelim. Kadınlar arasında birkaç ilişki biçimi vardır, dinleyensiniz, anlatansınız veya her ikisi de mevcuttur arkadaşlığınızda. Her ikisi de yoksa zaten siz dost falan değilsiniz onu unutun bir kere zira hep anlatıyorsanız bir dünya derdiniz var demektir. Karşınızdaki hep sizi dinliyor ve hiç anlatmıyorsa neden bir düşünün. Siz ona halini hiç sormadığınız içinse çok bencilsiniz ve karşınızdakini söğürüp onun enerjisini emiyorsunuz ve o kişi buna eyvallah diyorsa bundan bir şekil mutlaka haz alıyordur. Zırttt terslik 1! Şayet o size anlatıyorsa ve siz sadece dinliyorsanız aynı durum sizin için de geçerlidir, bir dönüp kendi iç sesinizi dinlemenizi tavsiye ederim. Ayrıca anlatmayan tarafın ya beğenilmeme kaygısı vardır, ya karşı taraf çok dertli diye ona anlatacağı…

Navigate