Kendime Mektup

kendime-mektup-resimx

Birine derdini anlatamıyorsan mektup yaz derim her zaman. O seni bölmeden, sen hiç beklemediğin bir soruyla karşılaşıp afallamadan, düzgünce ve rahat rahat içini anlatabilirsin böylece. Bunun bir de içine iç dökme tarzı var ki bunu ben kendime yıllar önce yapmışım, kendime mektup yazmışım.

İşin güzel tarafı düşünüp içinden çıkamadığım ne varsa çözmüşüm ve tam da yapmam gerektiği gibi, olması gerektiği gibi. Bu da içine düştüğümüz karmaşalarda en büyük yardımcımızın aslında iç sesimiz olduğunu gösteriyor.

Kendinizi dinleyin arkadaşlar. Hani sınav sorularında çoğunlukta cevap aklınıza ilk gelendir derler ya, tıpkı bunun gibi. Aklına ilk düşene bak, iç sesini dinle, o sana yol gösterecektir.

Sevgilerimle.

20.09.2010

Motive olamıyorum. Neye mi? Hiçbir şeye desem…

 Ne yapmak istediğini bilmemek var ya, en kötüsü bu işte. Herhalde yıllarca çalışıp arada da anne olan benim gibi hanımların sık sık yaşadığı bir sendromdur diye düşünüyorum. Bak bak tıkandım, yazmaya bile motive olamıyorum.

Evet biraz moladan sonra yazma isteği ile tekrar doldum, bakalım ne kadar sürecek?

 Diyorum çalışsam. Direk çocuklar geliyor aklıma. Birinin okul ve ders işleri, diğerinin ise bebeklik durumunu anlatmama gerek yok herhalde. Benim işim ise basın halkla ilişkiler ve organizasyon. Gecesi gündüzüne karışan bir iş. Bu işle bu aile nasıl yürür bilmiyorum. O zaman diyorum ki başka bir iş yapayım. E ne yapayım ama? Bu kadar yıllık tecrübeden sonra hiç bilmediğim bir işe sırf masa başı diye sıfırdan başlayıp çömez muamelesi mi göreyim? İşte bu sorular içinde boğulunca, diyorum kendi işimi yapayım. Peki ne yapayım? İşte tam da bu noktada tıkanıyorum yine. Çünkü kendi işini yapmak değil mesele, ne yapacağına karar vermek dert olan. Hani bir cin fikir gelse hemen yapacağım ama uzun zamandır gelmediğine göre olmayacak bu iş.

 En iyi yaptığım şey ne diye düşündüğümde cevabın ‘dinlemek’ olduğunu düşününce keşke psikoloji okusaydım da yıllarca bedavadan yaptığım işi paraya dönüştürebilseydim diyorum ama o da geçti artık. Şimdi diyorum ki bir internet sitesi kurup insanların derdini dinlesem – pardon okusam- nasıl olur acaba? Beynim fırın poşeti gibi şişer mi acep?

 Öfff mola…

 Not: Şu an hem bir halkla ilişkiler ajansım var hem de insanları bir şekilde dinleyebileceğim veya en azından düşündüklerimi paylaşabileceğim bir bloğa sahibim. Çocuklarıma da eşime de gül gibi bakıyorum çok şükür ve daha yapmak istediğim dünya kadar şeye kucağımı açtım bekliyorum.

 O zaman iç sesinizi dinlemeye devam dostlar…

Leave A Reply

Navigate